"Biz" varız.
Diğer yandan "biz"den başkaları da var. "Biz"i "biz" yapan başkaları...
Ayrıca, ötekiler var. "Biz"im ötekileştirdiklerimiz. Onlar olmasa belki de "biz"de olmazdık...
Berikileri de unutmayalım. "Biz"im dışımızda az ötedeler...
Peki, bu kadar karmaşıklık içinde "biz"im ne olduğumuz belli mi? Bu kadar kompartmana ayrılmaya ne gerek var. Farklılıkları içselleştirsek de gerçek "biz" olsak. Varlığın nedenine hizmet etme ülküsünde olan koskocaman yek pare bir "biz" Sadece "biz"im ihtiyaç duyduğumuz değil tüm insanlığın ihtiyaç duyduğu bir olgu.
09 Şubat 2012
25 Ekim 2011
"Biz"im beraber yaşama kültürümüze ne oldu merak ediyorum. "Biz"i "biz" yapan şey zaten sahip olduğumuz beraber yaşam kültürü değil miydi? Hayatımızda hiçbir zaman öteki, diğeri, beriki olmadı ki. Tabii anlaşmazlıklarımız oldu. Bir ailede bile bazen kardeşler kavga etmez mi? "Biz"im durumumuzda kardeşler arası bir kavga olarak kalmalıydı.
Ama insan bu...İlk katilde bir kardeş katili değil miydi?
Ama insan bu...İlk katilde bir kardeş katili değil miydi?
09 Eylül 2011
"Biz"im büyük bir aymazlık içinde olduğumuz dönemlerde tarihin "biz"e yüklediği misyonu da unutmuştuk. Hani ödevini yapmayan öğrenciler vardır ya aynen ona benzer şekilde tarih sahnesinde rolünü oynamayan bir öğrenci edasındaydık.
Neydi "biz"e yüklenen misyon?
Hakim olduğumuz yerlere, bu yerlerin komşularına ve dengimiz olan tüm kuvvetlere denge, istikrar, huzur ve refah getirmek. Defaatle tekrarladığımız şekilde bu konuda başarılıydık. Herhangi bir toplumundan daha fazla olarak yönetici ve yönlendirici bir oyuncu olduk. Sonra...Bir gün tarih sahnesinde tatile gitmeye karar verdik. İşte o günden beri, ne "biz"iz ne de dünya huzurlu ve istikrarlı. Birimiz şizofrenken diğerimiz depresyonda.
Şimdi, tekrar sahneye çıkıp rolümüzü üstlenmemiz gerekiyor. Zira, "biz"im dünyaya, dünyanın da "biz"e ihtiyacı var.
Neydi "biz"e yüklenen misyon?
Hakim olduğumuz yerlere, bu yerlerin komşularına ve dengimiz olan tüm kuvvetlere denge, istikrar, huzur ve refah getirmek. Defaatle tekrarladığımız şekilde bu konuda başarılıydık. Herhangi bir toplumundan daha fazla olarak yönetici ve yönlendirici bir oyuncu olduk. Sonra...Bir gün tarih sahnesinde tatile gitmeye karar verdik. İşte o günden beri, ne "biz"iz ne de dünya huzurlu ve istikrarlı. Birimiz şizofrenken diğerimiz depresyonda.
Şimdi, tekrar sahneye çıkıp rolümüzü üstlenmemiz gerekiyor. Zira, "biz"im dünyaya, dünyanın da "biz"e ihtiyacı var.
09 Ağustos 2011
"Biz" asrileşmek yerine modernleşme üzerine kafa yoruyoruz. Zamanı anlayıp gereğine göre değerlerimizden taviz vermeden yaşamak yerine yeni olan herşeyin iyi olduğuna dair bir söylem olarak modernliğin peşine takılmış gidiyoruz ve dolayısıyla sadece bu dünya odaklıyız.
En çok öbür dünyayı dile getirenlerimiz bile, laflarının bir köşesinde dünyalıklara dönüveriyorlar. Sohbetlerimiz, aşk üzerinden değil maişet üzerinden oluyor. Kutsal atmosferleri ve zaman dilimlerini de bir adet gibi karşılıyor ve tüketiyoruz. "Biz"im hayatımızın asli unsuru olarak hissedeceğimiz kutsi günlerin özüne dair hiçbir fikrimiz yok.
Güzel olan ise bu konuda eksiğimiz olduğunu artık biliyoruz ve belki de yeniden doğuşumuzun işareti de budur.
En çok öbür dünyayı dile getirenlerimiz bile, laflarının bir köşesinde dünyalıklara dönüveriyorlar. Sohbetlerimiz, aşk üzerinden değil maişet üzerinden oluyor. Kutsal atmosferleri ve zaman dilimlerini de bir adet gibi karşılıyor ve tüketiyoruz. "Biz"im hayatımızın asli unsuru olarak hissedeceğimiz kutsi günlerin özüne dair hiçbir fikrimiz yok.
Güzel olan ise bu konuda eksiğimiz olduğunu artık biliyoruz ve belki de yeniden doğuşumuzun işareti de budur.
16 Mart 2010
"Biz", düşünme biçimimiz üzerine düşünmeliyiz. Tabii, düşünmemiz gereken onca şey varken, nasıl olurda biçim üzerine kafa yorabiliriz ki? Halbuki; asıl sorunlarımıza ancak düşünme biçimimize vereceğimiz doğru dürüst şekil ile çözüm bulabiliriz.
Uzun süredir çok az düşünüyoruz ve düşünme şeklimizde çarpık, çapsız, ve temelsiz. Ruha şekil verecek olan düşünce olduğundan ruhumuzda bu eksikliğin ceremesini çekiyor. Ruhsuzluğumuzun temeli de bu olmasın sakın?
Uzun süredir çok az düşünüyoruz ve düşünme şeklimizde çarpık, çapsız, ve temelsiz. Ruha şekil verecek olan düşünce olduğundan ruhumuzda bu eksikliğin ceremesini çekiyor. Ruhsuzluğumuzun temeli de bu olmasın sakın?
08 Şubat 2010
"Biz"im ilk neslimiz görevini ifâ etmiştir. Sıra ikinci nesildedir. İlk nesil büyük bir çileden ve ödenen bedellerden sonra bayrağı ikinci nesle teslim etmiştir. İlk nesil yola çıkarken çok azdı ve birçoklarını da yolda bıraktı. Ama herşeye rağmen birkaçı sancağı düştüğü yerden kaldırarak sonraki nesle teslim etmeyi başardı. Sonraki nesil, daha kalabalık. Bu ümit verici ama alınacak yol ne daha kısa ne de daha kolay. Ödenecek bedel ise hala bitmedi.
Yine yolda kalanlar olacak. Yine eksenini kayıp edenler olacak. Yine dünyanın baştan çıkardıkları olacak. Ama ikinci nesil de tıpkı birinciler gibi bayrağı düşürmeden taşımayı bilmelidir. Zor, artık daha kolay. Örnek alınacak kişiler var. Artık "imkânsız" kelimesi literatürden çıkarıldı. Bu işin olup olmayacağından çok artık nasıl ve ne zaman olacağı sorusu sorulur oldu.
"Biz" yani ikinci nesil artık kim olduğu sorusuna cevabını biliyor olmalı? Sancağı düşürmeden taşımanın yegane gerekliliği bu. Geri kalan her konu teferruat ve metot meselesi.
Yine yolda kalanlar olacak. Yine eksenini kayıp edenler olacak. Yine dünyanın baştan çıkardıkları olacak. Ama ikinci nesil de tıpkı birinciler gibi bayrağı düşürmeden taşımayı bilmelidir. Zor, artık daha kolay. Örnek alınacak kişiler var. Artık "imkânsız" kelimesi literatürden çıkarıldı. Bu işin olup olmayacağından çok artık nasıl ve ne zaman olacağı sorusu sorulur oldu.
"Biz" yani ikinci nesil artık kim olduğu sorusuna cevabını biliyor olmalı? Sancağı düşürmeden taşımanın yegane gerekliliği bu. Geri kalan her konu teferruat ve metot meselesi.
12 Ocak 2010
"Biz", duygu dünyamız ile rutin hayatımızı kuşatan değerlere sahibiz ama bu değerlerden uzun süredir uzak kaldığımızdan sadece bilinç altı düzeyde bir farkındalık var. Halbuki, tüm yaşamı kuşatan bir iddiaya sahip olan bu değerler sistemimize sahip çıkabilsek, bu zilletten de kolayca kurtulacağız.
Uzun süredir "biz"e dert gibi görünen şeyler aslında dermanımız "biz"im. İşin iyi yanı ise, bu durumun farkına varan ve artık orta yaşlarına gelen, fikir üreten ve rutin hayata dair iddiaları seslendiren bir nesil var. Bu öncü nesil, sayıları az, çilekeş ama bir o kadarda ümit vaadeden bir nesil. Eğer bu nesil başarılı olur ve attıkları tohumlar yeşerirse, sayı olarak da üretkenlik olarak da çok daha iyi bir nesil birkaç on yıl içinde bu topraklarda boy gösterecek.
Umarım bu nesli bekleyecek kadar zamanımız vardır...
Uzun süredir "biz"e dert gibi görünen şeyler aslında dermanımız "biz"im. İşin iyi yanı ise, bu durumun farkına varan ve artık orta yaşlarına gelen, fikir üreten ve rutin hayata dair iddiaları seslendiren bir nesil var. Bu öncü nesil, sayıları az, çilekeş ama bir o kadarda ümit vaadeden bir nesil. Eğer bu nesil başarılı olur ve attıkları tohumlar yeşerirse, sayı olarak da üretkenlik olarak da çok daha iyi bir nesil birkaç on yıl içinde bu topraklarda boy gösterecek.
Umarım bu nesli bekleyecek kadar zamanımız vardır...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
