25 Ekim 2011

"Biz"im beraber yaşama kültürümüze ne oldu merak ediyorum. "Biz"i "biz" yapan şey zaten sahip olduğumuz beraber yaşam kültürü değil miydi? Hayatımızda hiçbir zaman öteki, diğeri, beriki olmadı ki. Tabii anlaşmazlıklarımız oldu. Bir ailede bile bazen kardeşler kavga etmez mi? "Biz"im durumumuzda kardeşler arası bir kavga olarak kalmalıydı.

Ama insan bu...İlk katilde bir kardeş katili değil miydi?

09 Eylül 2011

"Biz"im büyük bir aymazlık içinde olduğumuz dönemlerde tarihin "biz"e yüklediği misyonu da unutmuştuk. Hani ödevini yapmayan öğrenciler vardır ya aynen ona benzer şekilde tarih sahnesinde rolünü oynamayan bir öğrenci edasındaydık.

Neydi "biz"e yüklenen misyon?

Hakim olduğumuz yerlere, bu yerlerin komşularına ve dengimiz olan tüm kuvvetlere denge, istikrar, huzur ve refah getirmek. Defaatle tekrarladığımız şekilde bu konuda başarılıydık. Herhangi bir toplumundan daha fazla olarak yönetici ve yönlendirici bir oyuncu olduk. Sonra...Bir gün tarih sahnesinde tatile gitmeye karar verdik. İşte o günden beri, ne "biz"iz ne de dünya huzurlu ve istikrarlı. Birimiz şizofrenken diğerimiz depresyonda.

Şimdi, tekrar sahneye çıkıp rolümüzü üstlenmemiz gerekiyor. Zira, "biz"im dünyaya, dünyanın da "biz"e ihtiyacı var.

09 Ağustos 2011

"Biz" asrileşmek yerine modernleşme üzerine kafa yoruyoruz. Zamanı anlayıp gereğine göre değerlerimizden taviz vermeden yaşamak yerine yeni olan herşeyin iyi olduğuna dair bir söylem olarak modernliğin peşine takılmış gidiyoruz ve dolayısıyla sadece bu dünya odaklıyız.

En çok öbür dünyayı dile getirenlerimiz bile, laflarının bir köşesinde dünyalıklara dönüveriyorlar. Sohbetlerimiz, aşk üzerinden değil maişet üzerinden oluyor. Kutsal atmosferleri ve zaman dilimlerini de bir adet gibi karşılıyor ve tüketiyoruz. "Biz"im hayatımızın asli unsuru olarak hissedeceğimiz kutsi günlerin özüne dair hiçbir fikrimiz yok.

Güzel olan ise bu konuda eksiğimiz olduğunu artık biliyoruz ve belki de yeniden doğuşumuzun işareti de budur.