20 Ekim 2006

"Biz" büyük bir topluluğuz. Heyecanlarımız, korkularımız, öfkelerimiz, sevgilerimiz ve bunları ifade şekillerimizle de büyük topluluk olmanın tüm özelliklerini gösteriyoruz. Her ne kadar kendimizi geri kalan dünyaya adapte etmeye ve onun bir paçası olmaya çalışsakta "biz"im kaderimiz dünyanın parçası olmak değil dünyaya şekil vermek. Zaman zaman yaşadığımız tranvalar bile o kadar büyük ve yıkıcı oluyor ki; ayakta kaldığımıza "biz"den en çok nefret edenler bile şaşırıyordur ama aynı zamanda da gıpta ediyorlardır. Eminim!
Ama anlaşılması zor olan, bu kadar farklı iken ve artık şekil vermek genlerimize işlemişken neden şekil almaya bu kadar can atıyoruz. Besbelli, şekil alamıyoruz "biz"e giydirilen tüm giysiler bize çok ama çok küçük geliyor. Nefes bile alamıyoruz bu giysilerde. Zaten "biz"e giydirilebilecek giysileri üretmeye de henüz muktedir olan çıkmadı.

Atalım şu iğreti giysileri de kendi kumaşımızdan, kendi zevkimize göre kendi el ve fikir işçiliğimizle elbise dikelim. Zaten, şu an yaşanılan tramvanın da üstümüze olmayan elbisenin yırtılmadan önce son kez denenmesinden başka bir şey olmadığına o kadar eminim ki...