23 Eylül 2006

"Biz" bir kütleyiz. Duygusuz, ruhsuz ve maddeci. Kendi köklerimizden utanan ve uzaklaşmaya çalışan ama bunu bile başaramayan bir kütle. Nereye gittiğine dair fikri olmayan, "biz" biz yapan değerleri "öcü" sanan, kendini tanımaktan aciz yığın. Kültür ve medeniyetin meyvesi olan teknolojik ilerlemeyi, kültür ve medeniyetin gayesi sanan meczuplar topluluğu. Medeniyet sahipliği ile teknik üstünlüğün arasındaki farkı anlayamacak kadar da basiretsiz.

Biz işte buyuz...

6 yorum:

H a l i l ÇELİK dedi ki...

Sakson köleler boyunlarında bir tasma taşırlarmış: Efendilerinin adı yazılırmış bu tasmaya (Bu Ülke, s.187)

Hint'te hocaların soyadı taşınırmış. (Bu Ülke, s.99)

Efendimiz kim, hocamız kim? Bu sorunun cevabını aramak insana yol aldırır gibi geliyor bana...

Güllerevurgunum dedi ki...

Evet...............

İhtiyacımız olan mürşid (yol göstericimizin) kim olduğuna karar vemek.

Adsız dedi ki...

Yol gösterici (sadece) bilim olunca yoldan dahi şüphe duyar oluyorsun...

Güllerevurgunum dedi ki...

Olsun yol göstericinin olması "bilim" dahi olsa önemli bir şey. Hiç olmamasının başımıza neler açtığını geçmiş 150 yıldır görüyoruz.

H a l i l ÇELİK dedi ki...

Akıl ve bilimin "efendi" olduğu, insanın "köle" olduğu bir durumu yaşıyoruz. Akıl ve bilimin yönetiminden gururla söz eden bir entellektüel gelenek var.

Bu durum akıl ve bilim despotizmi haline geldi ki bu Nietzsche'nin "akıl hizmet etmiyor, aksine akla hizmet ediliyor" dediği durumdur...

Güllerevurgunum dedi ki...

Çeşitli dönemlerde tarihe şekillerini veren düşünce eğilimleri vardır. Ben, bu aklın yön göstericiliğinin bittiği kanaatindeyim. Dünya kendine yeni bir yön bulmaya çalışıyor. Bununla beraber, "biz" sadece taklit düzeyinde aklın üstün tutulduğu dönemi yaşayabildik. Bir türlü ne tam pozitivist olduk ne de anti-pozitivist. İyi veya kötü diye yaşanan dönemi irdelemenin bir anlamı yok ama almamız gereken ders çok açık ki; belli bir yere kanalize olmamış toplumsal bilinç ve enerji sadece kaos ve başı boşluk getiriyor.
İki cami arasında beynamaz kaldık.
Hiç olmazsa açılan bu yeni dönemde kendimize gelmemiz gerekmektedir. Bunu da ancak, kendi çok kültürlü, dışa açık ve dinamik hayat tarzımıza dönerek yapabiliriz.