25 Eylül 2006

"Biz"im hayatta kayıp edeceğimiz çok şey vardır. Bu yüzden bunları kayıp etmemek için hayata dört elle sarılmışısızdır. Ölümü ise hayatımızdan çıkarttık. Korkuyoruz ölümden. Ölüm bir düşman. Kazanıp didindiğimiz herşeyi elimizden alan bir düşman. Ondan kurtulmanın bir yolu olmalı. Ama bir gün onuda bulacağız.
Peki ya ölüm düşman değilse? Ya büyük bir lütufsa? Ondan korkmasak bize dost olur mu acaba? Acaba niye biz bu kadar korkar olduk ölümden? Bir yeni insan dünya ya gelirken sevinip bunu normal karşılıyorken neden biri öldüğünde üzülüyoruz ve bu doğa olayını lanetliyoruz? Bencilliğimizden olabilir mi ?Bu onun için belki kurtuluş olmuştur? Niye doğmak herkese yakışırken ölmek yakışmıyor?Acaba hayatın gerçek anlamı ölümle birlikte yaşandığında bulunabilir mi?
Ecdadın önünde dünya eğilirken, onların sahip olduğu ve "biz"im şu an sahip olmaığımız şey ölüme karşı pervasızlıktı. Dünyaya kök salmak derdi yoktu onların. Hayatta elde ettikleri şeylerin birer cam parçası olduğuna ama asıl elmasların ölümden sonra kazanılacağına inançları vardı. Zaman döndü ve "biz" camları elmaslara tercih eder olduk.

İyi mi ettik dersiniz?

Hiç yorum yok: