23 Şubat 2008

"Biz"im içimizde ki, sonsuzluk aşkına ne oldu? Artık, küçük şeylerin peşinde tüm ömrümüzü harcamamızın nasıl bir ahmaklık olduğunu anlamamız gerekiyor. Bir ömrü sanki sınırsız bir zaman dilimiymiş gibi yaşamak nasıl bir bilinçsizlik? Anı yaşamak adında,"biz"e ait olmayan bir felsefenin etkisinde olmamızda nerden çıktı? Yaşadığımızın hayatın ötesine bakışlarımızı dikmediğimizde elimize hiç bir şey geçmeyeceğini anlamamız için daha ne kadar zillete katlanmamız gerekiyor? Yaptığımız herşeyin karşılığını ise bir an önce elde etme aceleciği nedir?

2 yorum:

fersiz dedi ki...

Tüm sığlıklara esir olduğum anlarda "sonsuzluk" kelimesi kafamın bir yerinde dolaşıp sıyırmaya çalışıyor beni direniyoruz ve hatırlıyoruz.Aynı şeyi ben de sorguluyorum yine yeni yeniden bu aralar...

Güllerevurgunum dedi ki...

Esir olduğun sığ ve rutin hayatın dışına çıkmak cesaret işidir. Ben bunu yapamıyorum ve kızgınlığım kendime. Korkaklığımı ve tembelliğimi sorguluyorum. Sorguladıkça sonsuzluk özlemim ve aşkım depreşiyor.Aynı senin gibi: Yine yeni yeniden...