"Biz" eskiden mahallelerde yaşardık. Birbirimize göz kulak olurduk. Birbirimizden utanırdık. Birbirimize yardım ederdik. Birbirimizin doğum sevincini paylaşarak arttırırdık ya da ölüm üzüntüsünü paylaşarak azaltırdık. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz içindi.
Ve bir gün, apartmanlar inşâa edilmeye başlandı. Mahallelerin sadece adı kaldı. Artık kendimizi ifade ederken hangi mahalleden olduğumuzu söylemez olduk. Ailelerimiz de bu süreçte çekirdekleşti. Büyükanne ve büyükbabalarımız artık ailelerimizin asli parçaları ve karar alma organları olmaktan çıktı. Daha temiz, güzel ve kendimize daha çok yer ayırabildiğimiz ama bir o kadar da yalnız olduğumuz dairelerimizde yaşıyoruz artık. Ailelerimiz çekirdekleştikçe, birlikte yaşama kültürümüz yok oldu. Bu beraberinde tahammülsüzlüğü getirdi. Artık ne birine ne de küçücük bir olumsuz hadiseye tahammülüz var. Küçücük bir dünyamız ve o oranda küçücük beklentilerimizle ömrümüzü geçiriyoruz.
Bütün bunların yanında bir de, durmadan usanmadan yalnızlıktan ve anlaşılamamaktan müzdâripiz. Acaba bu kadar yalnızlığa ağıtlar yakarken kaç kişinin yalnızlığını paylaştık? Acaba en son ne zaman birine gerçekten önem verdik? Ya da önem verdiğimiz birine bunu en son ne zaman hissettirdik?
Ve en son ne zaman sadece kendimiz için değil diğerleri için birşey yaptık?
25 Mart 2008
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder