19 Haziran 2008

"Biz"im birbirimizi ne zaman anlamaya başlayacağımızı merak ediyorum. Konuşuyor olmak dialog kuruyor olmak değil. O kadar kolaylıkla kutuplaşabiliyoruz ki, ne kadar aynı zevklerimiz, aynı endişelerimiz, aynı sevinçlerimiz olduğunun farkına bile varamıyoruz?
Meselâ, birisi okulunu bitiriyor hem de derece ile. Ama bir kız çocuğu olduğu ve başını nedenini tam olarak anlayamadığımız bir nedenden örttüğü için hayatının en önemli gününde konuşma yapmasına hatta salonda bulunmasına izin vermiyoruz. Bu tartışmaya girecek ve taraf tutacak değilim. Sonu olmaz bir polemik konusu zaten. Beni tek ilgilendiren, o kız kendisine revâ görülen bu muamele sonrası ne hissettiği. Gencecik biri ve bir sürü hayali var. Okul sonrası yepyeni bir hayatı olacak. Ama bu yepyeni hayata nasıl başlıyor?
Peki, bu muameleyi bu gence revâ gören kişilerin hiç mi çoluk çocuğu yok? Ya onların evladı, herhangi bir nedenden dolayı böyle bir muameleye maruz kalsa, hem çocuğu hem de kendileri ne hissederdi?
Şimdilerde popüler olan ve empati denen kavrama eskiler diğergâmlık derlerdi. Diğerinin yerine kendini koyma ve diğeri için yaşama. İşte, "biz"im asla vazgeçmemiz gereken bu özelliğimiz artık yerini taasuba ve tahammülsüğe bıraktı. Hâlbuki, niye birbirimizden bu kadar korkuyoruz? Aynı dili konuştuğumuz halde neden birbirimizi anlamıyoruz?
Aslında bunun cevabını biliyorum. Her iki taraftan, bir avuç hırslı ve mevcut durumu kişisel iktidarlarını sağlamlaştırmak için kullanan insanların varlığı bu durumu ortaya çıkarıyor. Bu insanların gözü kendi çıkarlarından başka birşeyi görmüyor ve bunlara empatiden bahsetmek çok manasız. Çünkü anlamayacaklar !

2 yorum:

fersiz dedi ki...

bu toplum için empati kurma fikri çok pozitif bir bakış açısı oldu artık...nasıl bir süreçteyiz ki insanlar birbirini anlasalar ne olurduyu hayal ediyoruz ve hayalin peşinden koşan ütopik insanlar oluyoruz...inan benzer satırları yazmıştım

fersiz dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.