23 Aralık 2008

"Biz"im kat'iyetle ve aciliyetle yeni bir tarih anlayışına ihtiyacımız var. Tüm tarihimizi baştan yazmalı ve yazarken, tarihi figürlere olmaları gerektiği kadar, ne az ne de çok, yer vermeliyiz.

Bahsettiğim tarih yazıcılığı sadece olayların kronolojilerini tespiti ve aydınlatılması değil. Baştan aşağıya ve tarih kavramından başlayarak yeni tanımların yapılması, tarihi figürlerin ve kahramanların potreleri hem fiziksel hem de ruhsal olarak çizilmesi, bunların da insan olduklarını unutmadan değerlendirilmesidir.

Bazı figürlere kutsiyet atfedilmesi, bazılarına kurtarıcılık bazılarına da hiyanet yakıştırılması haklı bile olunsa yersiz bir tarih anlayışı. Bunun yerine determinist mantıkla tarihi süzmek, ders almak ve bilinçlenmek gerekir. Kendimizle barışmamızın ilk adımı budur.

Tarihi yazmakla eş zamanlı olarak ele alınması gereken diğer konu ise bunun öğretilmesidir. Ne Hun'lar Selçuklulardan daha önemlidir, ne de Osmanlının 16. yüzyıl tarihi 19. yüzyıl tarihinden... Bunun bilincinde bir öğretiyi sahiplenmek elzemdir.

İlave olarak, tarihi modern enstrümanlarla (romanlar, filmler, çizgi filmler, web sayfları vb.) işleyerek ve öğrenilmesi kolay forma sokarak bir ideolojik araç gibi kullanmalı ve toplumu orjinaline göre (yani kapitalist evriminden ve homojenleştirme girişiminden öncesi) yeniden inşaâ etmeliyiz. Bu hiç kuşkusuz bir restrasyon hareketi olacaktır ve "biz"im ihtiyacımız olanda bu restrasyonun ta kendisidir.

Hiç yorum yok: